type="text/css">
   
 
  haliluysal4
‘Seni ben koruyacağım...’



Yazar Adı: Halil Uysal


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 17.12.2007 Saat: 01:19


BOTAN YAZILARI -1-

Cesur Cudi’nin sözleri; “seni ben koruyacağım” diyordu, Dersim yollarına koyulduğumuz o sıcak yaz gecelerinde. İkimiz de dudaklarından dökülen bu sözcüklerin sadece şakadan ibaret olduğunu düşünüyorduk. Hakkari yaylalarının bitmek tükenmek bilmeyen o yemyeşil düzlüklerinde yürüdüğümüz gecelerde, Cudi Cesur isimli bu genç gerillanın sık sık tekrarladığı bu sözlerin ne kadar büyük bir gerçeği anlattığından da habersizdik. Her günbatımında yola çıkmak için hazırlanırken, Cudi parıldayan gözleriyle yanıma gelir “arkamda yürüyeceksin, pusuya düşersek ben vuracağım, sen çıkacaksın” derdi. Bende bu sözleri bir türlü kendime yediremez, ondan on yaş büyük olduğum bu gerillaya “abin kendini korumasını bilir, sen kendini koru yeter” derdim. Benim bu sözlerime gülerdi, gülerdik.

Cudi’nin bu sözlerinin şaka değil de, nasıl büyük bir gerçek olduğunu 29 Ağustos günü bombasının pimini çekip, etrafımızı sarmış ve teslim çağrısı yapan yüzlerce askere saldırdığı zaman anlayacaktım. Cudi o gün bu sözleri hiç söylemedi. Her zaman yaptığı şakayı o gün hiç yapmadı. O gün sözlerini sadece uyguladı. 28 Ağustos gecesi yine neşe içinde yola çıkarken, ihanetin kör hançerinin sessizce sırtımıza yaklaştığından habersizdik. Garısa ormanlığına girdiğimiz o gece yarısı, bir hainin bizi ihbar ettiğini ve Türk ordusunun yüzlerce askeriyle yolumuzu gözlediğini hiçbirimiz bilmiyorduk. Ulaşmamız gereken noktaya hızla yaklaştığımız o sırada, Garısa korucuları su başlarına pusu atmış, özel harekata bağlı birlikler çoktan yerlerini almışlar. Her ne kadar yoldaşlar bize haber ulaştırmak için çabalamışlarsa da ama bir türlü yetişememişlerdi. İhanet bir kez daha Kürt çocuklarını acımasızca bekliyordu.

Kuryelerimizin daha önceden kararlaştırdığı yere ulaştığımızda, saat gece yarısını çoktan geçmişti. Karanlığın içinde hep beraber oturup, kilometrelerce öteden sırtımızda taşıyıp getirdiğimiz ekmeğimizi ve suyumuzu paylaşırken, yıllar önce Ozan Serhad ile birlikte oturup yemek yediğimiz son Botan gecesini anımsadım. Serhad’ın çatışma öncesi hissettiğim o his, bir kez daha gelip içime oturdu. Yemeklerini yemekte olan arkadaşlarımın, karanlık içindeki silüetlerine şöyle bir göz gezdirdim. Ve “sanırım yarın operasyona takılacağız arkadaşlar” dedim. Yıllar önce Ozan Serhad’a söylediğim gibi, bu sözler dudaklarımın ucunda, bu sözlerimi tamamlar tamamlamaz söylediklerimden pişmanlık duyup sustum. Sanki ben söylediğim için oluyormuş gibi bir hisse kapıldım.

Sabaha az bir vakit kala bütün herkes uyuduğunda, ben ve Cudi ayaktaydık. O nöbetçiydi ben ise uyuyamıyordum. Cudi’nin genç ve meraklı bakışları altında, ormanı dinlemeye koyuldum. Bir ses, bir işaret bekliyordum ama hiçbir şey duyamadım. Cırcır böceklerinin o eşsiz cızırtısı bile duyulmuyordu. Bir orman böylesine sessiz, ıssız olamazdı. Cudi omzuma dokunup, “vur” diye fısıldadığında silahımı doğrultup, sağ taraftan üzerimize yağmur gibi mermi yağdıran Türk askerlerinden ilkine nişan aldığım o kısa anda, son kez Cudi’ye baktım. Yıllardır kalıcı kılmak ve yaşatmak için bakan gözlerim, kameranın-fotoğraf makinesinin objektifinden bakan gözlerim bu defa öldürmek için bakacaktı. Cudi’nin “Bijî Serok APO” diye haykıran sesini duyduğumda, tetiğe basmış ve ilk askerin yere yıkılışını görmüştüm bile.

Bu yolculuğa Kürdistan’ın güzellikleri için koyulmuştum. Kameramla o uçsuz bucaksız güzelliklerini toplayacaktım. Gerillanın yaşadığı bütün dağlara çıkacak, kokladığı bütün çiçekleri koklayacak, silahım en son kullanacağım eşyam olacaktı. Demek ki bıçak kemiğe dayanmıştı.

Cudi ilk mevziyi gösterip “saldıralım” diye haykırdığında, bir an bile tereddüt etmedim. Otomatik silahlarıyla aralıksız bir şekilde üzerimize mermi yağdıran, ilk mevziye yöneldiğimizde çektiğim filmler geldi aklıma. “Tîrêj” ile başlayan ve “Bêrîtan”a uzanan sinema günlerim bir çırpıda geçiverdi gözlerimin önünden. Şimdiye kadar çekimini yaptığım hiçbir sahneye benzemiyordu, mevzilerin üzerine ölümüne koştuğumuz o an. Cudi ilk mevziye bombayı vurmuştu bile. Artık herşey bir film şeridi gibi akıyordu. Çemberi yarmak üzereydik ve bütün mevzilerden mermi yağıyordu üzerimize. Bir an için sağ kolumda bir boşalma hissettim. Önden mi, arkadan mı vuruldum bilemiyordum. Sıcak bir sıvının kollarımdan aşağıya doğru aktığını fark ettiğimde, Cudi’nin sırt çantamı çıkarmam için bağırdığını duydum...




 

 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız:

MeNü
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
Facebook beğen
 
Reklam
 
DuYuRuLaR
 

www.batman1990.tr.gg

BaTMaN 72

--HOŞ GELDİNİZ--
DEĞERLİ MİSAFİRLERİMİZ DENGE AZADİ FM ÇOK YAKINDA SİZLERLE OLACAK
İYİ EĞLENCELER
--WWW.BATMAN.TR.GG--

sitemizi ziyaret etti sitemizde kişi online
 

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=